4 Haziran 2026 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik “mutlak butlan” kararına yapılan itirazı reddetti ve 12 sayfalık gerekçeli kararını kamuoyuna sundu. YSK’nın kararını Yargıtay’a yönlendirmesi ve bu kararın uygulanabilirliğine dair belirsizlikler, hukuk uzmanları tarafından “kurultaysız bir genel başkanlık süreci oluşturma çabası” olarak değerlendirildi. Avukat Bülent Yücetürk, CHP üyelerinin kurultay çağrılarına karşılık olarak mahkeme kararını öne sürerek “kurultaysız olmaz” mesajı veren Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin, Yargıtay ve istinaf süreçlerinde “tedbirli karar” sayesinde görevde kalmaya devam edeceğini belirtti.
Kılıçdaroğlu ve ekibi, bu durumdan nasıl faydalandı? Cumhuriyet gazetesinden Aytunç Ürkmez’in haberine göre, Avukat Bülent Yücetürk, mevcut durumu Kılıçdaroğlu yönetimi için bir “zaman kazanma” stratejisi olarak tanımladı. Yücetürk, YSK’nın Yargıtay’a devrettiği kararın uzun bir süreç alacağını ve bu süreçte istinaf mahkemesinin verdiği “tedbir kararının” geçerliliğini koruyacağını vurguladı. Bu durum, Kılıçdaroğlu ve ekibinin mahkeme kararını kesinleştirmeden temyiz yolunu kapatmadan, kurultaysız ve seçimsiz bir biçimde koltukta oturmaya devam etmeyi hedeflediğini gösteriyor.
Hukukçular, CHP’nin bu durumu “hukuk krizi” ile yönetmeye çalıştığını ifade ediyor. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Adalet Politika Kurulu Başkanı Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, YSK’nın kararını “eksik” bulduğunu belirterek, YSK’nın adli mahkemelere seçim iptali yetkisi olmadığını net bir şekilde belirtmesi gerektiğini ifade etti. Boyunsuz, YSK’nın Siyasi Partiler Kanunu’nu sıralayıp topu Yargıtay’a atmasının hiçbir şey ifade etmediğini vurguladı ve eylemsizlik durumunu haksızlığın yanında durmak olarak nitelendirdi. Ayrıca, Boyunsuz, Yargıtay süreci beklenmeden Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek, seçim güvenliği açısından bu kararın meşruiyet kazanmasına engel olunması çağrısında bulundu. Mevcut durum, genel merkez yönetiminin hukuki kalkanlar arkasına sığınarak kurultay taleplerini ertelediğini kanıtlar nitelikte.
YSK’nın gerekçeli kararında, seçim iş ve işlemleriyle ilgili itirazları karara bağlama yetkisinin ilçe seçim kurullarında olduğu, siyasi partilerin kongrelerindeki organ seçimleri dışındaki gündem maddeleri ve kongre iptali taleplerinin seçim kurullarının görev alanına girmediği vurgulandı. Kararda, mahkemenin mutlak butlan kararının geçmişte tamamlanmış kurultayları kapsadığı ve bu aşamada müdahale etme imkânının bulunmadığı ifade edildi. Ayrıca, denetim yetkisinin YSK’da değil, temyiz mercii olan Yargıtay’da olduğu belirtildi. Bu durum, YSK’nın daha önce verdiği mazbataların arkasında durmadığını ve mahkeme kararını hukuken denetlemekten kaçındığını gözler önüne serdi.
